10 Nisan 2016 Pazar

TARİH KOKAN BİR KENT, PRAG (1)

Prag'ı görene kadar tarih bakımından Roma'ya ciddi bir rakip çıkacağını düşünmezdim. Hangisi önce gelir derseniz beni zor bir seçim yapmaya zorlamış olursunuz. Ancak şunu söylemeliyim ki, Çekler tarihi zenginliklerini ortadan kaldırmamışlar ama onları zamana karşı korumak konusunda İtalyanlar kadar iyi değiller. Hem Roma hem de Prag eski ve yeni şehir olarak ayrılmış. Belki de işin püf noktası bu. Eski şehirlerde (Old Town) yapılaşmaya kesinlikle müsaade edilmiyor. Bu bölgeler sadece turistlere yönelik hizmet üretiyor. Bizim bütün şehirlerimizde eski ile yeni iç içe, eskiyince yıkıp yerine yenisini yapıyor, tarihi yok ediyoruz.

Prag Vaclav Havel Havaalanına İniş
Prag'ın deniz seviyesinden yüksekliği 250 metre civarında. Uçağımız Vaclav Havel Havaalanına doğru süzülürken şehrin geniş düzlükler üzerinde kurulduğunu görüyoruz. Merkezdeki en yüksek yerlerden biri olan Petřín Tepesi bile ancak 327 metre yüksekliğinde. Otelimize yerleştikten sonra Wenceslas ya da bilinen diğer adı ile Vaclav Meydanı ile başladık turumuza. Geniş bir caddenin her iki yanında beş altı katlı tarihi binalar sıralanıyor. En az yüzyıllık binalar muhtelif alanlarda hizmet görmeye devam ediyor. Üzerlerinde bolca süslemeler, sütun ve kirişlerin üzerinde heykellere yer verilmiş.
Tarihi Grand Hotel Europa


Vaclav Meydanına giden cadde üzerindeki tarihi binalar

Tatlı bir yokuşta yukarı doğru yürümeye devam ederken caddenin tam karşısında uzun süredir tadilatta olan Ulusal Müze tüm heybetiyle görünüyor.



Ulusal Müzeye varmadan meydanın ortasında Aziz Vaclav Heykelini görüyoruz.


Ulusal Müzeyi geçip sola döndüğümüzde karşımıza çıkan gösterişli bina Devlet Opera Binası.
 İlk selfimizi bu güzel binanın önünde çekiyoruz.

 

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Binası ve ferforje kapısı dikkatimizi çekiyor.


Sıradan binaların önünden öylesine geçip gidemiyoruz. Adeta bir açık hava müzesi.





Prag şehrinde diğer Avrupa şehirlerindeki gibi trafik ışığı olmayan yerlerde yayaların geçiş üstünlüğü var. Metro, tramvay ve otobüs gibi toplu taşıma araçları şehir içinde bütün ihtiyacı karşılıyor. Trafik sıkışıklığına hiç rastlamadık.


Ertesi gün tarihin derinliklerine dalıyoruz. Old Town yolu üzerinde Jindrisska Kulesi karşılıyor bizi.

                        

Üst katlarda restoranların bulunduğu kuleye asansörle çıkıp Prag'a kuş bakışı bakmak mümkün.

                          
 Kilisenin bahçesinde bir İsa Heykeli                                            Aziz Henry ve Kunhuta Kilisesi

                                                     

Her taraf heykel. Şimdi de Ünlü Çek Şairi ve Milli Uyanış liderlerinden Josef Jungmann'ın heykeli çıkıyor karşımıza.

Uzaktan Prag'ın St. Vitus Katedralinden sonra gelen en büyük kilisesi Virgin Mary Snow Church muhteşem görünüyor. Giriş avlusundaki heykelleri resimliyoruz.


                              


                  
   
                            

     Kilisenin içi de çok güzel. Süslemelere ve heykellere bakarken insanın içi titriyor.
     Ne çok emek ne çok göz nuru dökülmüş bu eserleri ortaya koymak için.




Yorum Gönder