16 Nisan 2016 Cumartesi

KARLOVY VARY' DE BİR GÜN

Çek Cumhuriyetine yaptığımız seyahat planında bir gün ayırmıştık Karlovy Vary adındaki bu şirin kasabaya. Sonraları Bohemya Kralı olarak da anılacak Kutsal Roma İmparatoru IV. Charles tarafından 1370 yılında kurulan şehir Avrupa'da tüm zamanların en çok bilinen spa merkezi. Yetmiş dereceye varan sıcaklığa sahip termal kaynaklar sayesinde yörede bir çok otel açılmış ve bölge turistik bir cazibe merkezi olmuş.

Florenc otobüs terminalinden Student Agency firmasının lüks otobüsleriyle başlıyor yolculuğumuz.

Diğer adı Carlsbad olan bu şirin kasabaya gitmek için otobüsle iki saat on beş dakika süren bir yolculuk gerekiyor.

Yol boyunca her taraf yemyeşil. Ağaçlar sadece tarla parsellerinin arasında ve köy yerleşim yerlerinde. Geniş alanlarda hububat ve sebze ekimi ile bağcılık yapılıyor. 

Meteorolojiye göre yağmurluydu hava ancak birkaç serpintiyle atlattık. Yol boyu bulutlar üzerimizde dolaşsa da kaybettiğimiz güneşi Karlova Vary'de bulduk yine...

Şehre indikten sonra tarihi binaların arasından Tepla Nehrine doğru ilerledik önce.

Karlovy Vary için anlatılan bir hikaye var. Şehrin kurucusu Karl IV, geyik avına çıktığı bir gün av köpeği uçurumdan düşerek yuvarlanır. Köpeğin peşinden giden Karl, aşağı indiğinde sıcak su kaynaklarını görür. İşte o gün bugündür Karl'ın banyosu anlamına gelen Karlovy Vary denilmiş buralara.



Vitrinlerde çok güzel aranje edilmiş çiçekler görüyoruz.

Binaların, kapıların hepsi ustaca işlenmiş.











Yaklaşık on beş dakika sonra şehri ikiye ayıran nehir görünüyor. İki yaka birbirine sık sık köprülerle bağlanmış.











Sağ tarafta ilk bina tarihi postane. 1903 yılında inşa edilen bina Avusturya Macaristan İmparatorluğunun en modern işletmelerinden biriymiş. Binanın önündeki dört sütun telgraf, demiryolu, deniz taşımacılığı ve posta hizmetlerini temsil ediyormuş.



Postaneyi geçince kolonad adında, termal kaynakları koruyan binalar birbiri ardına sıralanıyor. Hepsi birbirinden güzel bu yapılardan Değirmen Kolonadı eski Yunan mimarisinden etkilenmiş. 



Sol taraftaki modern yapı Büyük Termal Otel. Aslında onca tarihin arasında sırıtıyor bu yapı. Turist o kadar çok ki, ihtiyacı karşılamak için tarihi binaların arasında mecburen yapılan yeni inşaatlar gözleri rahatsız ediyor.



Tepla nehri ortadan akarken nehrin her iki kenarında termal oteller ve restoranlar boy gösteriyor. Kolonadların önünde halka açık çeşmelerden termal sular akıyor. Değişik sıcaklıklara sahip bu sular kimine göre şifalı kimine göre zararlı. Ancak caddede gezinen hemen her turist yöreye has bardaklardan satın alıp en az bir kez bu suyun tadına bakmadan kendini alamıyor.










Çarşı Kolonadı diğer ünlü kolonadlardan biri. Özelliği ahşap oyma tekniği ile yapılmış olması. Dört yıl için yapıldığı söyleniyor ama güzel bakım yaptıklarından yüz yıldır ayakta.












Karlovy Vary denilince akla ilk gelenler termal turizm, Bohemya kristalleri ve ünlü kağıt helvası. E, tadına bakmadan olmaz...





Hazır gelmişken şehre bir de tepeden bakayım derseniz. Diana kulesine funicular (raylı teleferik) yardımı ile çıkmanız gerekir. Tepede orman içinde tertemiz hava sizi bekliyor. 25 metre yüksekliğindeki Diana kulesine asansörle çıkılıyor. Seyir platformundan 70 km ye kadar uzaklıklar görülebiliyor. Kulenin yanında yörenin mimarisine uygun bir de restoran  var.








Karlovy Vary nice ünlü yazara, ressama, besteciye ilham kaynağı olmuş, sakin huzur dolu bir yer. Biz çok beğendik.

14 Nisan 2016 Perşembe

TARİH KOKAN BİR KENT, PRAG (5)


Prag gezimizde o kadar çok resim arasında seçimde zorlanıyorum. İşte St. Vitus Katedralinden seçtiklerim... İçi başka dışı başka güzel..









St. Vitus Katedralinden önce Kraliyet Sarayını geziyoruz. Salonun nehre bakan balkonundan en güzel manzara resimlerini çektik. 





Pencerelerdeki Vitraylar



















  
St Vitus Katedralinin dış duvarlarından sarkan yaratık figürleri ve katedralin içinden kareler











Kaledeki bu tarihi bina aynı zamanda Çekoslovakya cumhurbaşkanının ikametgahı

Dönüş yolunda bir kapı ve yanında bir plakete takılıyorum. John Amos Comenius (1592-1670) - Çek hümanist, pedagog ve filozof ile Hollandalı Desiderius Erasmus (1466-1536) - yenilikçi, hümanist, Katolik din alimi arasında sembolik diyaloğu betimliyor.

Önümüzde Charles Köprüsünün sağ sahil kulesi ve köprü bekliyor bizi.

                           

Köprünün üzerinde her birinin ayrı hikayesi olan birçok heykel figürü var. Bir tanesi var ki, ona dokunanın dileği kesin tutuyormuş!  Nüket Hanım Aziz John'dan ne diledi dersiniz?





Charles Köprüsü üzerinden çektiğimiz nefis görüntüler eşliğinde Prag gezimizi tamamlıyoruz.