11 Nisan 2015 Cumartesi

GÜLELİM DÜŞÜNELİM (1)


Rahip, doktor ve mühendis bowling salonunda sıranın kendilerine gelmesini beklemektedirler.
Mühendis: "Bu adamlar ne yapıyor böyle, 15 dakikadır bitirmelerini bekliyoruz."
Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalık görmedim."
Rahip: "İşte görevli geliyor, onunla konuşalım."


Rahip: "Merhaba, şu grup ne zaman çıkacak, neden bu kadar yavaşlar?"
Görevli: "Onlar kör itfaiyeciler. salonumuzda geçen sene çıkan yangında gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz oynamalarına izin verildi.
Rahip: "Ne kadar üzücü, bu akşam onlar için dua edeceğim."
Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaşlarla konuşup onlar için bir şeyler yapabilir miyiz diye bakacağım."
Mühendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamıyorlar?"
...........................

Yukarıdaki fıkra kahramanlarından biri rahip olduğuna göre ve belki daha da önemlisi bizim memlekette bir şantiye mühendisinin bowling salonlarına ayıracak zamanı olamayacağına göre, olay ülkemizde geçmiyor. Diğer taraftan  mühendis (gelişmiş ülkelerdekinin aksine) sadece zamanı en iyi şekilde kullanmaya şartlanmış olduğuna göre bu bir Türk saha mühendisi olmalı...        

Zira ülkemizin sistemi şantiye mühendislerine kendilerine ayıracak pek zaman bırakmaz . Tek amaç işi en kısa sürede en ucuza mal etmektir. Bunu ne kadar başarırsanız patron gözünde o kadar iyi mühendissiniz. İş güvenliği ve işçi sağlığı, kalite kontrol, teknik şartname, ar-ge asla öncelikli işlerimiz arasında değildir. Genel olarak çoğu göz boyamaktan ibarettir.  Tek başlarına ne patronlar ne de mühendisler hatalı... Başta belirttiğim üzere sorunumuz sistem. Kim bu sistemin sorumlusu?


Meclis gerekli yasaları çıkarmış mı? Evet, yabancılardan kopyalansa da yine elimizde epey bir şeyler var. Hatta yönetmelikler, tüzükler vs. dokümanla kafaları iyice karıştıracak düzeyde, belki gereğinden fazla. 

Bu yasaları uygulayacak olan İşveren, denetleyecek olan yürütmenin emrinde çalışan devlet kurumları. İşveren daha çok kazansın diye hem iş süresini uzamasına sebep olan  hem de maliyet arttırıcı bu işlerden kaçar. Diğer taraftan devlet kurumlarında yaptırım gücü olan hükümet de denetleme ve kontrol görevini hakkınca yapmamaktadır. Bir olay vuku bulduğunda; ya da nadiren de olsa bir şikayet söz konusu ise,  olay ister yolsuzluk ister kaza olsun, "yapılan iş yasa dışıdır, gerekli soruşturma başlatılmıştır" nev'inden açıklamalar duyarız hükümet yetkilileri ya da bürokratlarından.

Bir olayın vuku bulması veya şikayet edilme halleri buz dağının görünen kısmı bile değildir. Pek çok işte yolsuzluk su yüzüne çıkmaz, kazalara ramak kalır. Yurdumuzda pek çok mühendislik eseri kaliteden ve yaratıcılıktan yoksun, sosyalleşmeden uzak bırakılmış, düşük ücretlerle emeği sömürülmüş teknik, idari ve işçi kadrolarıyla tamamlanıp devlet tarafından kabulleri yapılmıştır. Kaza veya yolsuzluk durumlarında kusuru olanları tespit etmesi beklenen yargı da ne ölçüde adil kararlar veriyor ortada. Şimdi o da hükümetlerin elinde tamamen  oyuncak olmuş durumda...

Neden onca para harcayıp yol yaparız da, biraz yağmur yağdığında üzerinde göller oluşur. Mühendislik hatalarıyla dolu yollarımızda her gün kazalar olur, nice canlar yitirilir. Sürücüleri alırlar içeri tek suçlu onlarmış gibi. Kusurlu bir yolun devlet adına kabulünü yapan kişilerin ceza aldığını duydunuz mu hiç? Sürücü hata yapabilir ama asıl olan onu kaza olduğunda değil kaza yapmadan tespit etmek, eğitmek değil mi?

Yakında seçimler var... İnanınız beğenmediğimiz Arap ülkelerinde bile bu konulara çok daha fazla önem veriliyor. Hangi partimizin programında ya da seçim vaatlerinde bu var? Belki de en önemlisi kaçımız bu konunun farkında? Kazada ölenler Allah'ın takdiri, yolsuzluğun paralellikle açıklandığı bu ülkede...




Yorum Gönder